15 Ekim 2010 Cuma

Çocuk bankta tam yanıma oturdu;

''O şey neden çıtırtayarak ses çıkartıyor?'' dedi.

Bir nefes daha çektim;

''Tütün yandığı için.'' dedim.

''Yanan birşey ses mi çıkartır?'' dedi.

''Herşey.'' dedim.

Kafasını birşeyi takip edermiş gibi göğsüme doğru getidi;

''Haklısın galiba.'' dedi.

Sonra elini kendi göğsüne koydu ve sessizce bekledi. Kafasını kaldırıp gülümseyerek;

''Ben yanmıyorum.'' dedi ve kayboldu.

''Biliyorum.'' dedim.

İzmariti fırlattım... Sessizce bekledim ve... Çıtırtıyı dinledim.
''Koparılmış son kalan o güzel çocukluğun.'' dedi doktor.

''Bir çaresi yok mu doktor?'' dedim.

Elindeki akciğer röntgenine bakıp;

''Yara kurur ama sızlar hep, sigarayı azalt.'' dedi.

9 Ekim 2010 Cumartesi

Merak

''Vakit geçsin bırak'' dedi.

''Sürekli saatine bakmaktan çekinme, gidebileceğin pek bir yer olmadığını biliyorum,meraklarını giderebilecekken yapamdığın şeyler listesine bunuda eklemeni istemem'' dedi.

''Biranı yudumla ve kesinlikle sarhoş olma, o zaman meraklarını gidermen daha kolay olur, kolaylaştırma değersizleşir'' dedi.

Bu sözlerin anlamını sorduğumda; ''Sorma, merak yerine farklı kelimeler kullanma ve arama'' dedi.

''Merak öldürüyor'' dedim.

''Ölme, rüya ol kayıp ol'' dedi.

''Sevdiğim uzakta belki uyumaktadır'' dedi.

''Belki'' dedim.

2 Ekim 2010 Cumartesi

Ruj

Cüzdanımdan çıkan ruj izli peçete,önümde yanmakta olan sigaranın sıkışıp kaldığı küllüğün üzerinde yanmayı bekliyordu.
Anlamadığım bekliyordu yanmıyordu.
O zaman beni yakanın sigaranın ucundaki ateşten daha büyük bişey olduğunu anladım en azından daha sıcaktı.
Ruj izli peçeteyi yakmak için beni yakandan daha büyük birşey gerekliydi daha sıcak birşey.
Soru o şeyi bulmak isteyip istemememdi, Seni bulmak isteyip istememem.